
Nikotin ve Gülüş Sağlığı
Diğer ciddi sağlık risklerinin yanı sıra, nikotin, gülüşünüzün hem sağlığını hem de görünümünü etkileyebilir.
Nikotin dişlerinizde sarı veya kahverengimsi bir renk bırakırken, diş eti hattınızın sağlığını da olumsuz etkiler. Dişlerden nikotin lekelerini nasıl çıkaracağınız ve gülümsemenizi nasıl sağlıklı tutacağınız hakkında bilmeniz gerekenler aşağıda yer almaktadır.
Sigara içmek veya tütün çiğnemek, dişlerinize ve diş etlerinize zarar verebilir.
Uzun süreli nikotin kullanımı dişlerin sararmasına veya kahverengileşmesine neden olur. Bu tür renklenmeler genellikle “sigara içenlerin dişleri” olarak adlandırılır.
Tütün kullanımı diş etlerinizi de olumsuz etkiler; sürekli nikotin kullanımı diş eti enfeksiyonlarına ve diş eti hastalığına yol açabilir.
Sigara ve tütün kullanmaktan kaçınmak, diş eti hasarını önlemenin en iyi yoludur.
Beyazlatıcı ve diş eti bakımı diş macunu kullanmak, diş eti hattınızı korurken yüzeydeki lekelerin giderilmesine yardımcı olur.
Diş eti çizgisi çevresindeki plak bakterilerini nötralize ederek erken diş eti hastalıklarını tedavi etmek ve önlemek mümkün olur.
Profesyonel diş temizliği, özellikle sigara içenlerin dişleri için zorunludur.
Temizlik ve kontroller için 6 ayda bir diş hekiminizi görmeyi ihmal etmeyin.
Restoratif veya kozmetik diş hekimliği de lekeyle mücadele için bir seçenek olabilir.
Günde 2 kez 2 dakika fırçalama ve günde en az 1 kez diş ipi kullanma rutinini uygulayın.
Düzenli kontrollerle diş etlerinizi erken evredeki hastalıklardan koruyabilir ve diş minesini güçlendirebilirsiniz.
Gülümsemenizin durumuna bağlı olarak, en doğru beyazlatma yöntemi için diş hekiminizle görüşün.
Diş Eti Şekillendirme Ameliyatı
Diş etleriniz dişlerinizde çok aşağıda veya çok yukarıdaysa ve gülüşünüzden memnun değilseniz diş eti şekillendirme ameliyatına aday olabilirsiniz.
Diş eti yeniden şekillendirme veya doku şekillendirme olarak da adlandırılan bu kozmetik diş prosedürü, düzensiz diş eti çizgisini düzeltebilir ve size gurur duyabileceğiniz bir gülümseme verebilir.
Bir dizi şey diş etlerinizin çok düşük veya çok yüksek olmasına neden olabilir.
Düşük diş etleri: Dişlerinizin büyük bir bölümünü kaplayan diş etleri dişlerinizi küçük gösterebilir. Bu, genetiğin, belirli bir sağlık sorununun veya bazı reçeteli ilaçların alınmasının sonucu olabilir.
Yüksek diş etleri: Dişlerinizi uzun gösteren diş etlerine genellikle diş eti dokusunun dişten geri çekilip dişin kökünü açığa çıkardığı bir durum olan diş eti çekilmesi neden olur.
Diş eti çekilmesi, çürük ve diş kaybı gibi ciddi diş sorunlarına yol açabilir.
Aynı zamanda periodontal hastalığın bir belirtisi olabilir.
Diş eti şekillendirme genellikle kozmetik bir işlem olarak kabul edilir ve çoğu zaman tıbbi olarak gerekli değildir.
İnsanlar genellikle gülüşlerini iyileştirmek için diş etlerini yeniden şekillendirir.
Bazı durumlarda, taç uzatma, cep küçültme ve rejeneratif prosedürler gibi diğer periodontal işlemlerin bir parçası olarak da yapılabilir.
Kozmetik olmayan diş eti şekillendirme prosedürleri, çekilme meydana geldiğinde diş eti dokusunun eklenmesini ve diş kronunu kaplayan aşırı büyümüş dokuyu düzeltmeyi içerir.
Genel diş hekimleri ve periodontistler (diş eti uzmanları) bu işlemi gerçekleştirebilir.
İşlemi yaptırmadan önce diş hekiminize deneyimlerini ve prosedür hakkındaki bilgilerini sorun.
Ameliyat diş hekiminin muayenehanesinde yapılır.
Diş hekimleri neşter, lazer ve radyo cerrahi kullanabilir.
İşlem öncesinde diş hekiminiz yeni diş eti çizgisini işaretlemek için bir kalem kullanır.
Bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik uygulanabilir.
Bazı durumlarda, diş kökünün önündeki kemik çıkarılabilir.
Ameliyat günü dinlenmeli ve aktivitelerinizi sınırlamalısınız.
Diş etlerinizin tamamen iyileşmesi birkaç gün veya hafta sürebilir.
İyileşme süreci için bazı ipuçları:
Reçetesiz ağrı kesiciler (Tylenol veya Advil) ile ağrıyı hafifletin, aspirin almayın.
Dişlerinizi ne zaman ve nasıl fırçalayacağınızı diş hekiminizin talimatlarına göre yapın.
Aşırı şişlik veya kanama fark ederseniz diş hekiminizi arayın.
Hiçbir ameliyat risksiz değildir. Diş eti şekillendirme ile ilişkili riskler şunlardır:
Anestetiğe alerjik reaksiyon (nadir)
Diş eti dokusunun nüksetmesi
Dişlerinizin ve diş etlerinizin görünümünden memnun değilseniz, diş eti şekillendirme ameliyatının sizin için uygun olup olmadığını diş hekiminizle konuşun.
Her kozmetik prosedürde olduğu gibi, nihai sonuç doktorun becerisine bağlıdır.
Diş hekiminizin estetik diş hekimliğinde ek eğitimlerini ve daha önce yaptığı işlemlerin fotoğraflarını görmeyi talep edin.
Düzenli Diş Temizliğinin Önemi
Birçok insan iyi ağız bakımının günde iki kez dişlerini fırçalamak anlamına geldiğini düşünür. Bununla birlikte, sağlıklı bir ağızı korumak için düzenli diş temizliğine de ihtiyacınız vardır.
Ne sıklıkta gitmeniz gerektiğine siz ve diş hekiminiz karar verecek olsa da, çoğu insan altı ayda bir diş temizliği yaptırır. Ancak bu temizlikleri atlarsanız, dişlerinizle ve genel sağlığınızla ilgili sorun yaşama riskiniz vardır.
Düzenli diş temizliği yaptırmazsanız ortaya çıkabilecek ana sorunlardan biri, diş çürümesi riskinin artmasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipi kullanımı diş çürümesine neden olabilecek plağın çıkarılmasına yardımcı olurken, diş temizliğinin alacağı bazı noktaları kaçırabilirsiniz. Dişlerinizde kalırsa bu plak ve bakteriler dişlerinize ve diş etlerinize saldırır ve diş kaybına neden olabilir.
Düzenli diş temizliğiniz sırasında diş hekiminiz, henüz farkında bile olmadığınız diğer sağlık sorunlarının belirtilerini fark edebilir. Bu sorunlar şunları içerebilir:
Farklı ağız kanserleri
Diyabet
Hipertansiyon
Kalp hastalığı
Böbrek yetmezliği
Aslında, birçok çalışma ağız sağlığı ve kalp sağlığı arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, dişlerinizi temizlemenin kalbinizin korunmasına da yardımcı olması mümkündür.
Diş eti hastalığı başladığında genellikle kırmızı, şiş ve hassas diş etleri yaşarsınız. Dişlerinizi veya diş ipinizi fırçalarken biraz kan görebilirsiniz. Hastalık durdurulmazsa, dişlerinizi destekleyen diş eti dokusunu yok ederek diş kaybına neden olur. Neyse ki diş eti hastalığı erken yakalanırsa geri dönüşümlüdür, bu nedenle düzenli diş temizliği yaptırmak önemlidir.
Bu sağlık sorunlarından herhangi birini yaşamadığınızdan emin olmak için, bugün düzenli diş temizliğinizi planlamak için diş hekiminizle iletişime geçin.
Diş Eti Kanaması: Nedenleri ve Önemi
Sağlıklı diş etleri kanamaz, bu nedenle fırçalarken veya diş ipi kullanırken tükürüğünüzde kan görülmesi normal değildir.
Diş eti hastalığının erken bir belirtisi olabilir, bu nedenle diş fırçalarken diş eti kanaması yaşarsanız diş hekiminizle konuştuğunuzdan emin olun.
Diş etlerinizin ve dişlerinizin etrafında kanama birçok nedenden dolayı ortaya çıkabilir ve bunların hepsi ciddi bir durumun işareti değildir. Bu nedenlerden bazıları şunlardır:
Diş eti iltihabı şiş, hassas ve kanamalı diş etlerine neden olur. Bu, periodontal hastalık veya diş eti hastalığının ilk aşamasıdır. Diş etlerini enfekte eden plak, diş fırçalama veya diş ipi ile temizlenmediğinde oluşur. Ancak bu durum diş hekimi tarafından tedavi edilebilir. Diş eti iltihabının ana nedeni kötü ağız hijyenidir.
Düzenli olarak diş ipi kullanmıyorsanız, dişlerinizin arasındaki diş etlerinde kanama olabilir. Ancak düzenli bakıma döndüğünüzde kanama durmalıdır. Durmazsa, diş hekiminize başvurmalısınız.
Çok fazla basınçla fırçalamak veya diş ipi kullanmak dişlerinizin ve diş etlerinizin kanamasına neden olabilir. Ancak bu, bu şeyleri yapmayı bırakmanız gerektiği anlamına gelmez. Bunun yerine yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla fırçalayın ve daha yumuşak bir dokunuş kullanın. Kanama yaklaşık bir hafta içinde durmalıdır.
Kan inceltici ilaç alıyorsanız, diş eti kanaması yaşayabilirsiniz. Bu ilaçlar vücudunuzun kanı pıhtılaşma yeteneğini azaltır ve kanamaya neden olur. Hangi ilaçları aldığınızı diş hekiminize bildirmelisiniz ve kanama ciddileşirse hemen doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.
Yukarıdaki dört durumdan herhangi biri sizin için geçerliyse, genel ağız sağlığınızla ilgili bir inceleme için diş hekiminizle iletişime geçin.
Bruksizm: Diş Gıcırdatma ve Sıkmanın Etkileri
Bir cevizi kırmak için gerekenden 3 ila 10 kat daha büyük bir kuvvet uyguladığınızı hayal edin. Şimdi bu gücü ağzınızın içinde hayal edin. Evet, daha çok diş gıcırdatma olarak bilinen bruksizmi hayal ettiniz.
Eski Yunanlılar, dişlerin birbirine kuvvetli şekilde çarpmasını “brukhe” olarak adlandırmıştır. Günümüzde uzmanlar, bruksizmin bundan daha incelikli ve çeşitli olduğu konusunda hemfikirdir. Bazıları için bir davranış, bazıları için ise sağlıklı bireylerde bir bozukluk olarak kabul edilen bruksizm, gıcırdatma, sıkma veya itme gibi tekrarlayan çene kası aktivitelerini içerir.
Çoğu kişi zaman zaman dişlerini gıcırdatır veya sıkar. Ara sıra meydana gelen diş gıcırdatma genellikle zarar vermez; ancak düzenli olarak olursa dişler zarar görebilir ve diğer ağız sağlığı komplikasyonları ortaya çıkabilir.
Diş gıcırdatma, stres ve kaygıdan kaynaklanabilse de, genellikle uyku sırasında ortaya çıkar ve anormal bir ısırık veya eksik, çapraşık dişlerden kaynaklanabilir. Ayrıca uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da bruksizme neden olabilir.
Gıcırdatma çoğunlukla uyku sırasında gerçekleştiği için fark edilmeyebilir. Ancak bazı belirtiler şunlardır:
Uyandığınızda donuk, sürekli baş ağrısı
Ağrıyan bir çene
Çoğu zaman, insanlar dişlerini gıcırdattığını geceleri duyan yakınlarından öğrenir. Şüpheleniyorsanız, diş hekiminizle konuşun; çene hassasiyeti ve aşınmış dişler için ağzınızı ve çenenizi inceleyebilirler.
Kronik diş gıcırdatma:
Dişlerin kırılmasına, gevşemesine veya kaybına neden olabilir
Dişleri aşındırır
Gerektiğinde köprüler, kronlar, kök kanalları, implantlar, kısmi veya tam protezlere ihtiyaç doğurabilir
Şiddetli gıcırdatma sadece dişlere değil, çeneye de zarar verebilir:
TMD/TMJ (çene eklemi bozukluğu)
Yüz görünümünde değişiklik
Diş hekiminiz, uyku sırasında dişlerinizi korumak için ağız koruyucu önerebilir.
Stres kaynaklı gıcırdatma için:
Doktor veya diş hekimi ile görüşün
Stres danışmanlığı, egzersiz, fizyoterapi veya kas gevşetici seçeneklerini değerlendirin
Uyku bozukluğu kaynaklı gıcırdatma varsa, bozukluğu tedavi edin
Kafein (kola, çikolata, kahve) tüketimini azaltın veya kaçının
Alkolden kaçının; gıcırdatma alkol sonrası yoğunlaşabilir
Kurşun kalem, tükenmez kalem veya yiyecek olmayan nesneleri çiğnemeyin
Sakız çiğnemekten kaçının
Gün içinde fark ederseniz, dilinizi dişlerinizin arasına koyarak çene kaslarını rahatlatın
Geceleri kulak memenizin önüne sıcak bez koyarak çene kaslarını gevşetin
Diş temizleme ve diş beyazlatma, güzel bir gülümsemeye sahip olmanıza yardımcı olmak için tasarlanmış prosedürlerdir.
Bu prosedürlerin yardımcı olma şekli birbirinden biraz farklıdır. Bu, birine sahip olmanın diğeriyle aynı faydaları sağlamadığı anlamına gelir. Farklı olanı anlamak için her prosedürün neler başardığını karşılaştırmak faydalı olacaktır. Burada, her tedavinin neden genel diş bakımı planınızda bir yeri olduğunu görmenize yardımcı olacak bazı temel bilgiler verilmiştir.
Diş temizliği, diş yüzeyindeki plak ve diğer birikintileri gidermek için tasarlanmış nispeten basit bir tedavidir. Temizlik, diş eti çizgisi boyunca ve dişlerin arasında ve ayrıca diş yüzeylerinden kalıntıların giderilmesinde gerçekleşir.
Dişlerin arasındaki plak ve tartarı çıkarmak için iki önemli hedefi gerçekleştirir:
Birikintiyi gidermek, bir dizi diş ve diş eti durumu riskini en aza indirmeye yardımcı olur.
Ağızda tazelikten daha az his uyandıran ve nefesi kötüleştiren kalıntılardan kurtulmanızı sağlar.
Hastaların yılda en az bir kez diş temizliği yaptırmaları önerilir. Diş hekiminiz, bazı durumlarda yılda iki kez temizlik yaptırmayı önerebilir.
Diş beyazlatma, dişlerin rengini açmak için tasarlanmış bir prosedürdür. Bir temizlikten çok seçmeli bir tedavi olarak kabul edilir.
Bir dizi beyazlatma tedavisinin amacı, biraz matlaşmaya başlayan veya sararmış dişleri eski parlak görünümlerine kavuşturmaktır. Klinikte, bir profesyonelin gözetimi altında, sonuçlar kontrol edilebilir ve dişlerin aşırı beyaz görünmesi önlenebilir.
Profesyonel beyazlatma tedavileri, dişlerin durumunun sürekli izlenmesini sağlar ve evde kullanılan beyazlatma kitlerine göre daha güvenlidir.
Diş temizliğinin asıl amacı estetik değil, sağlığı korumaktır. Plak ve tartarın çıkarılması, farklı türdeki diş eti hastalıklarını önlemeye yardımcı olur.
Kalıntılardan kurtulmak, diş eti çizgisine ulaşmak veya diş etlerini alevlendirmek için yeterli olmadığında, diş etlerinde enfeksiyon veya iltihap gelişebilir. Bu tür sorunlar hem acı verici hem de maliyetli olabilir. Bu nedenle, yıllık veya altı ayda bir temizlik yaptırmak uzun vadede ciddi bir acıdan ve masraftan kaçınmanızı sağlar.
Diş beyazlatma, dişleri korumaktan çok dişlerin görünümünü iyileştirmeyi amaçlar.
Diş hekimleri, genellikle önce kapsamlı bir temizlik yapılmasını ve ardından beyazlatma tedavilerinin uygulanmasını önerir. Daha temiz dişler, beyazlatma tedavilerinin uygulanmasını kolaylaştırır ve daha etkili sonuç verir.
Beyazlatma hazırlığı, dişlerin muayene edilmesini sağlar. Tespit edilen sorunlar, beyazlatma tedavisine başlamadan önce düzeltilebilir.
Diş temizliği, klinik ortamda yapılmalıdır. Uygun sterilizasyon, ekipman ve uzmanlık gerektirir. Ortalama bir kişi kendi dişlerini inceleyip temizliğin tam olduğundan emin olamaz.
Evde beyazlatma ürünleri kullanılabilir, ancak süreç daha uzun sürecek ve klinik ortamın sağladığı güvence olmayacaktır.
Profesyonel beyazlatma, ofis veya klinik ortamında yapılmalıdır. Böylece sonuçlar hızlı görülür ve süreç boyunca dişleriniz izlenir.
Diş temizliği, düzenli diş bakımının bir parçası olmalıdır ve çoğu kişi tarafından yapılabilir. Yıllık muayene ve evde uygun diş hijyeni ile birleştirildiğinde, diş sorunları yaşama olasılığı önemli ölçüde azalır.
Diş beyazlatma ise seçmeli ve kozmetik bir tedavidir. Diş renginden memnun olmayan kişiler tercih edebilir. Beyazlatma tedavisinden sonra bunu tekrarlamamak da mümkündür.
Diş temizliği veya beyazlatma tedavileri hakkında daha fazla bilgi almak için diş hekiminizle görüşebilirsiniz. Hangi tedavinin sizin için uygun olduğunu, farklı yaklaşımları ve hatta her iki tedaviyi birden yaptırıp yaptırmayacağınızı önerebilir.
Diş taşı dişlerinizdeki sertleşmiş plaktır. Evde dikkat etmez ve diş hekiminiz tarafından çıkarılmazsa ağız sağlığı ve genel sağlıktaki düşüşü hızlandıracaktır.
Taşların oluştuğu diş plağını çıkarmak için fırçalayabilir ve diş ipi kullanabilirsiniz. Ancak diş taşı oluştuğunda dişe çok sıkı bir şekilde yapışır ve diş fırçasıyla veya ev ilaçlarıyla çıkarılamaz.
Kusursuz dişlere sahip olmak istiyorsanız, diş taşının (tartar) önlenmesi yapbozun önemli bir parçasıdır.
Bu yazımızda diş taşı, nedenleri ve risk faktörleri, nasıl önleneceği ve tedavi edilmediği takdirde uzun vadeli etkileri hakkında bilgi verilecektir.
Tartar olarak da adlandırılan diş taşı, dişlerinizden temizlenmeyen plaktan türetilen sertleşmiş kireçlenmiş bir tortudur.
Tedavi edilmeyen plak, bir diş hekimi olmadan çıkarılamayan taşlara yol açar. Kalkülüs daha fazla plak oluşumunu teşvik eder ve plak temizliğini zorlaştırır.
İki çeşit diş taşı vardır:
Diş eti çizgisinin üzerinde, diş kökünüzün gizli kısmında subgingival oluşur. Bu görülemez. Genellikle diş eti hastalığının olduğu bölgelerde oluşur.
Diş eti çizgisinin altında, diş yüzeyinin görünür kısmında supragingival diştaşı oluşur. Bu diş plağını dişlerinizden temizlemeyi zorlaştırır.
Büyük kalkülüs yatakları çok nadirdir, ancak duyulmamış değildir. Diş taşı birikintilerinin çapı 3 veya 4 santimetreye ulaşabilir. Dişlerinize gece gündüz bu kadar büyük bir tortunun yapıştığını hayal etmek zor ama bu özellikle azı dişlerinde olabilir.
Evet, diş taşı dişleriniz için kötüdür. Kalkülüs daha fazla plak oluşumunu teşvik eder ve plaktan kurtulmayı zorlaştırır. Tüm bunlar, diş eti hastalığı ve buna bağlı sağlık sorunları riskinizi artırır.
Plak, tartar diş taşından farklıdır. Plak doğrudan tartar oluşumuna yol açar ve tartar diş taşı plak oluşumunu ve tutulmasını destekler.
Diş plağı, dişlerinizin yüzeyinde sürekli olarak oluşan, yapışkan, renksiz bir filmdir. Gıda parçacıkları, bakteriler, tükürük ve diğer bileşenlerin bir kombinasyonudur. Dişlerin üzerinde, dişlerin arasında ve diş eti çizgisinin altında oluşur.
Diş taşı (tartar), diş yüzeyine sıkıca yapışan ve diş hekimi dışında çıkarılamayan inatçı bir tortudur. Tartar, lekeleri hapseden ve renk bozulmasına neden olan sertleşmiş plaktır. Tükürük akışı ve oral pH tartar oluşumunu etkiler.
Plak veya diş biyofilmi, diş çürümesi ve diş eti hastalığının önde gelen nedenidir. Diş fırçası ve diş ipi ile temizlenebilir.
Diş taşı doğrudan diş eti hastalığına neden olmaz. Bununla birlikte, plak oluşumunu ve plak tutulmasını teşvik ettiği için, diş taşı iltihaba neden olur, diş eti riskinizi artırır ve diş eti hastalığının (periodontal hastalık) ilerlemesini hızlandırabilir.
Plak, fırçalama ve diş ipi ile temizlendikten sonra 4 ila 12 saat içerisinde oluşur. Bu nedenle dişlerinizi günde en az iki kez fırçalamanız önerilir.
Diş taşı, plak birikiminden 1-14 gün sonra oluşur. Bazı kişiler daha hızlı tartar oluşumuna yatkındır. Bu kişiler, en azından kendileri ve diş hekimleri bu ağız sağlığı sorununun kontrol altına alındığından emin olana kadar diş hekimlerini yılda iki defadan fazla ziyaret etmeyi düşünmelidir.
Diş taşının kesin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak basitçe söylemek gerekirse, her iki diş taşı türü de diş plağından oluşur.
Araştırmacılar artan taş oluşumu için risk faktörleri belirlemişlerdir:
Kötü ağız hijyeni
Yaşlılık
Kadın cinsiyeti
Siyah veya hispanik etnik köken
Sağlıksız beslenme (bakterileri besleyen karbonhidratlarda yüksek)
Tütün kullanımı
İlaç kullanımı
Şeker hastalığı
Genetik
Diş bakımına sınırlı erişim
Diğer komorbid sağlık durumları
2020’de yapılan bir çalışma, ciddi diş eti hastalığı, çapraşık dişler, yüksek üre seviyeleri, yüksek fosfor seviyeleri ve düşük Streptococcus Mutans bakterisi seviyeleri olan kişilerde diş taşının daha hızlı oluştuğunu göstermiştir.
Taşları (tartar) kendi dişlerinizden çıkaramazsınız. Bir diş hekimi, güvenli ve etkili olmasının tek yolu olan diş taşını çıkarmalıdır.
Analizi kaldırmak için kullanılan prosedür birkaç adla anılır:
Ölçeklendirme ve kök düzeltme
Derin temizlik
Geleneksel periodontal tedavi
Ameliyatsız periodontal tedavi
Dişlerdeki diş taşları diş hekimleri tarafından temizlenebilir, ancak evde yapılamaz. En etkili teknik, ultrasonik ölçekleyici ile ölçeklendirmedir. Plak ve diş taşı çıkarmak için kullanılan diğer el aletleri arasında küretler, jaketler, eğeler, çapalar ve kesikler bulunur.
Ölçeklendirme ve kök düzeltme, diş etlerinizin altı da dahil olmak üzere dişlerinizdeki tüm diş taşlarını ortadan kaldırmak içindir, böylece daha fazla kemik kaybı ve diş eti çekilmesi riski olmadan ağız sağlığınızı koruyabilirsiniz.
Diş taşı kaldırıldıktan sonra, hastalar genellikle ağız hijyenleri konusunda eğitilir ve daha dikkatli olmaları teşvik edilir.
Hayır. Diş taşlarını kendiniz temizleyemezsiniz. Profesyonel yardım almanız gerekir.
Tartar oluşumunu önlemek, iyi bir ağız hijyeni kadar basittir. Ağız hijyeni rutininize birkaç ekleme, tartar oluşumunu önlemeye yardımcı olabilir:
Tartar kontrollü diş macunları kullanmak
Beyazlatıcı şeritler kullanmak (pirofosfatlı hidrojen peroksit şeritleri diş taşı oluşumunu %29’a kadar azaltabilir)
Diş macununda kabartma tozu kullanmak
Sonik diş fırçası ile dişlerinizi fırçalamak (yumuşak kıllar tercih edin)
Fırça başlıklarını 2-3 ayda bir değiştirmek
Dişlerinizi günlük olarak diş ipi ile temizlemek
Florürlü veya hidroksiapatit diş macunu kullanmak
Antibakteriyel gargaraları dikkatli kullanmak
Diş taşınızı temizletmezseniz uzun vadede şunlar meydana gelebilir:
Diş eti hastalığı (periodontal hastalık)
Diş çürüğü (boşluklar)
Diş eti çekilmesi
Diş eti kanaması
Diş eti iltihabı
Diş minesinde hasar
Diş kaybı
Ağız kokusu
Kemik yoğunluğunda azalma
Normal plağı temizlemenin zorlaşması
Lekelerin hapsolması (renk bozulması)
Gülümsemede güven kaybı
Diş taşı ayrıca kalp krizi riskini artırabilir. 2013 tarihli bir literatür incelemesi, bakteri plağının tutulması ve büyümesi için ideal gözenekli bir ortam sağlayarak, diş taşının periodontitisin ana nedeni olduğunu göstermiştir.
Hayır. Diş taşını evde temizleyemezsiniz. Evde müdahale diş minenize zarar verebilir ve taşın tamamen çıkarılmasını engeller.
Diş hekiminiz, dişlerinizdeki taşı (tartar) güvenli ve etkili şekilde çıkaracaktır.
Yılda iki kez, her altı ayda bir diş hekiminize kontrol için gidin. Böylece mikrobiyal plak ve subgingival taşlar temizlenebilir ve fark edilemeyen sorunlar tespit edilebilir.
Sağlıklı diş hijyeni sağlamak, ilk etapta diş taşı ile uğraşmak zorunda kalmamanızı sağlar. Halihazırda diş taşınız varsa, sağlıklı bir ağıza dönmek için hemen diş hekiminizden randevu alın.
Alveoloplasti, bir dişin veya dişlerin çekildiği veya kaybedildiği çeneyi yeniden şekillendiren ve pürüzsüzleştiren cerrahi bir prosedürdür.
Çene kemiğinin dişleri barındıran kısmına alveol denir ve “plasti” kalıplama anlamına gelir, bu nedenle alveoloplasti, çeneyi kalıplama veya yeniden şekillendirme işlemidir.
Birisi neden bu prosedüre ihtiyaç duyar? Bir diş çekildiğinde yuva (dişin bulunduğu delik) birkaç hafta içinde iyileşir. Bununla birlikte, bir kez iyileştikten sonra, bölge protez, köprü veya implant gibi bir diş değişimi için hazır olmayabilir. İyileşen bölge dişsiz sırt olarak adlandırılır ve düzensiz veya engebeli olabilir, bu da yedek dişin veya dişlerin iyi oturmasına izin vermez. Çene kemiğini yumuşatmak, ağzı yeni yapay dişin başarılı bir şekilde yerleştirilmesi için hazırlar.
Prosedür, diş çekimi sırasında veya bölge tamamen iyileştikten sonra yapılabilir. Diş çekimi için hazırlanırken, diş hekiminiz çenenizi değerlendirecek ve yeniden şekillendirilmesi gerekip gerekmediğine karar verecektir. Ayrıca bir diş uzmanına görünmeniz gerekip gerekmediğini de belirleyeceklerdir.
Yayınlanan bir incelemeye göre, diş hekimleri genellikle çene kemiğini iyileşmeyi kolaylaştıracak şekilde şekillendirmek için bu prosedürü diş çekimi ile aynı anda yürütürler. Alternatif olarak, prosedür, bölge iyileştikten sonra, ancak çene şeklinin yeni cihazı desteklediğinden emin olmak için yapay diş yerleştirilmeden önce gerçekleştirilebilir.
Her iki senaryoda da diş çekimi sırasında veya iyileşmeden sonra hasta işlem süresince lokal anestezi altında olacaktır. Bu, hastanın ağrı hissetmemesini sağlar. Diş hekimi, alttaki çene kemiğini ortaya çıkarmak için diş eti çizgisinde bir kesi yapacaktır. Diş hekimi, bir keski veya el matkabı üzerindeki çapak ile kemiği istenen şekle göre ayarlayacaktır. Düzgün iyileşme sağlamak için diş eti dokusunu dikişlerle kapatacaklar.
Diş hekiminiz, yumuşak yiyecekler yemek gibi, ameliyattan sonra ağzınıza nasıl bakacağınız konusunda özel talimatlar verecektir. İyileşme süresi birkaç hafta sürecektir. Journal of Pharmaceutical Sciences and Research dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, ameliyat diş çekimi ile eş zamanlı yapıldığında, alveoloplastiden yapay dişin yerleştirilmesine kadar geçen ortalama süre 23 gündü. İşlem diş çekiminden ayrı yapılırsa, ameliyat ile diş değişimi arasındaki süre 65 güne yakın olabilir.
Alveoloplasti, diş replasmanlarıyla ilgili komplikasyonları önlemek için tasarlanmış oldukça yaygın bir prosedürdür. Pürüzsüz bir çene kemiğine sahip olduğunuzda, ağzınız, diş implantı gibi sabit bir yedek diş için hazır olacaktır. Diş hekiminiz bu ameliyattan fayda sağlayıp sağlayamayacağınızı belirleyebilecek ve ne zaman yapılması gerektiğine dair bir öneride bulunabilecektir. Onların rehberliği, ağız sağlığınızı iyileştirmeyi ve ideal gülümsemenize ulaşmanıza yardımcı olmayı amaçlar.
Diş etleriniz dişlerinizin üzerinde çok aşağıda veya çok yukarıda duruyorsa ve gülümsemenizden memnun değilseniz, diş eti şekillendirme ameliyatı için aday olabilirsiniz.
Diş etini yeniden şekillendirme veya doku şekillendirme olarak da bilinen bu kozmetik diş prosedürü, düzensiz diş eti çizgisini düzeltebilir ve size gurur duyacağınız bir gülümseme verebilir. Bu daha çok estetik bir ameliyat olmakla birlikte, periodontal hastalıklarla savaşmak için de yapılır. Diş eti şekillendirmenin ne olduğuna ve sizin için doğru olup olmayacağına bir göz atalım.
Pek çok şey diş etlerinizin çok düşük veya çok yüksek olmasına neden olabilir. Dişlerinizin büyük bir bölümünü kaplayan diş etleri, dişlerinizi küçük gösterebilir, buna genellikle “gummy smile” diş eti gülümsemesi denir. Bu, genetiğin, belirli bir sağlık sorununun veya belirli reçeteli ilaçların alınmasının sonucu olabilir. Çok yüksek olan ve dişlerinizin uzun görünmesine neden olan diş etlerine genellikle diş eti çekilmesi, diş eti dokusunun dişten geri çekildiği ve dişin kökünü açığa çıkardığı bir durum neden olur. Diş eti çekilmesi sadece dişlerinizi uzun göstermekle kalmaz, çürüme ve diş kaybı gibi ciddi diş sorunlarına da yol açabilir. Diş eti çekilmesi ayrıca periodontal hastalığın, dişlerin destekleyici yapılarının (diş etleri ve kemik) bozulmasının bir işareti olabilir.
Diş eti şekillendirme tek başına kozmetik bir prosedür olarak kabul edilir. Çoğu zaman tıbbi olarak gerekli değildir. Çoğu kişi, gülümsemelerinin görünümünü iyileştirmek için diş etlerini yeniden şekillendirir. Bununla birlikte, bazı insanlar bu ameliyatı kuron uzatma, cep küçültme ve rejeneratif prosedürler gibi diğer gerekli periodontal prosedürlerin bir parçası olarak geçirirler. Diş eti çekilmesi dişleri açıkta ve savunmasız bırakırken, dişler arasında oluşan cepler bakterilerin birikmesi için ideal bir yer sağlar. Periodontal diş eti yeniden şekillendirme, bunları ortadan kaldırır ve gelecekti sorunları önlemek için dokuyu kapatır. Kozmetik olarak kabul edilmeyen diş eti yeniden şekillendirme prosedürleri, durgunluk meydana geldiğinde diş eti dokusunun eklenmesini ve diş tacının bir kısmını kaplayan aşırı büyümüş dokunun kırpılmasını da içerir.
Diş eti şekillendirme diş hekiminin muayenehanesinde yapılır. Şu anda diş hekimleri, diş eti şekillendirme prosedürünü gerçekleştirmek için neşter, lazer ve radyo cerrahi kullanıyor. Lazer, ideal şekli oluşturmak ve devam eden kanamayı önlemek için dokuyu yeniden konturlamak ve ardından kapatmak için kullanılır. Diş hekimi, gelecekteki enfeksiyonları önlemek için bakterileri hapseden oyukları yok etmek için de lazeri kullanabilir. Diş hekiminize durumunuza en uygun tekniğin hangisi olduğunu sorun. Ameliyattan önce, hekiminiz prosedür sırasında ne yapacağını gözden geçirir. Çoğu zaman, diş hekimleri bir kalem kullanır ve yeni diş eti çizgisini işaretlemek için bir çizgi çizer. Bu şekilde tam olarak ne kadar diş eti çıkarılacağını veya diş eti çizgisinin nasıl yeniden şekillendirileceğini görebilirsiniz. Bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezi uygulanabilir. Bazen, en iyi uzun vadeli sonuçları elde etmek için diş eti kontürleme sırasında diş kökünün önündeki kemiğin de çıkarılması gerekir.
Diş etlerinizi yeniden şekillendirdikten sonra, işlemden sonraki birkaç hafta sonra iyi diş hijyeni uygulamanız önemlidir. Diş etleri tamamen iyileşene kadar, hassas dokuyu tahriş etmemek için günlük fırçalama ve diş ipi kullanımının normalden daha nazik olması gerekebilir. Bu kanamaya ve enfeksiyon gelişimine neden olabilir. Hassas diş etlerinde alkolün yanmasına neden olmadan mikropların çoğunu temas halinde öldüren nazik, temizleyici bir gargara kullanın. Sahip olduğunuz gülümsemeyle yetinmenize gerek yok. Modern diş bilimi, görünümünüzü, güveninizi ve sağlığınızı iyileştirmek için çok çeşitli olası tedaviler sunar. Diş hekiminiz, diş etinizi yeniden şekillendirmenin sizin için doğru olup olmadığına karar vermenize yardımcı olabilir.
Dişlerinizi fırçalarken diş macununu tükürdüğünüzde bir miktar pembe renk fark edebilirsiniz. Diş ipi kullandığınızda biraz kanama fark edebilirsiniz.
En ufak bir kan miktarı bile önemli gibi görünmese de diş etleriniz sürekli kanıyorsa bunu göz ardı etmemelisiniz. Diş eti iltihabından hamileliğin yan etkisine kadar çeşitli nedenlerle diş eti kanaması olabilir. Ağız bakımı rutininizi değiştirmek, en azından ilk başta diş etlerinizin kanamasına da neden olabilir. Biraz kanama fark ederseniz şunları yapabilirsiniz:
Diş eti kanamalarının önde gelen nedenlerinden biri diş eti çizgisi boyunca plak birikmesidir. Plağı zamanında çıkarmazsanız, sertleşerek tartara dönüşür, plağın yapıştığı ve diş etlerini tahriş etmeye devam ettiği kalsifiye bir malzeme. Bu, diş etlerinin kanamaya başlamasıyla sonuçlanır ve daha ileri diş eti hastalığı formlarına ilerleyebilir. Plak oluşumunu ve diş eti kanama riskinizi azaltmanın en iyi yolu, ağız bakımı rutininizi hızlandırmaktır.
Florürlü diş macunu kullanarak günde iki kez dişlerinizi fırçalamayı ve günde en az bir kez diş ipi kullanmayı unutmayın. İlave olarak, diş etleri bazen düzenli diş ipi ile kanamayı durdurabilir. Ve elbette, diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmek sadece bir sorununuz veya endişeniz olduğunda değil aynı zamanda ağzınızı en iyi durumda tutmak için bir zorunluluktur.
Düzenli olarak fırçalar ve diş ipi kullanırsanız ve altı ayda bir diş hekiminizi ziyaret ederseniz, ağız hijyeni bakım araçlarınız diş etlerinizin kanamasına neden olan şey olabilir. Orta veya sert kıllara sahip bir diş fırçası dişlerinizi ve diş etlerinizi daha derinlemesine temizliyormuş gibi görünse de, daha sert kıllar genellikle sadece tahrişe neden olur. Diş etlerinizin kanamasının nedeni bu olabilir. Yumuşak kıllara sahip bir diş fırçası seçin. Bu dişlerinizi ve diş etlerinizi tahriş etmeden iyice temizleyecektir.
Bazı durumlarda, kanamaya neden olan aletler değil, onları kullanma şekliniz olabilir. Diş ipi kullanma alışkanlığınız bittiyse, yeniden başlayın. İlk başladığınızda diş eti çizginizde bir miktar kan görebilirsiniz, ancak her zaman nazik bir el kullanmayı ve diş ipini dişlerinize ve diş etlerinize çok sert bastırmaktan kaçının.
Ne yediğiniz ve ne zaman yediğiniz de diş etlerinizin kanamasını önlemede rol oynar. Çok fazla şeker veya basit karbonhidrat içeren yiyecekler, şeker plak oluşumu için ideal bir ortam oluşturduğundan diş ve diş eti problemleri riskinizi artırır. Şeker oranı düşük ve sebzeler gibi gıdalarda bulunan gerekli besinler açısından yüksek bir diyete bağlı kalın. Hayatınızdan tatlıyı çıkarmak zorunda değilsiniz. Sadece onları ölçülü bir şekilde yemeyi unutmayın ve bu atıştırmalıklardan sonra fırçalayın, böylece şekerin etrafa yapışması için zaman kalmaz.
Bazı ilaçlar da diş etlerinizin kanama olasılığını artırır. Aspirin gibi reçetesiz satılan bazı ağrı kesiciler kanı inceltir ve bu nedenle kanamayı artırabilir. Reçeteli bir ilacın diş eti kanamasına neden olması da mümkündür. Bu durumda, doktorunuz farklı bir doz veya tamamen farklı bir ilaç reçete edebilir. Bir ilacın hafif görünse bile yan etkilere neden olduğunu düşünüyorsanız, daima doktorunuzla konuşun.
Ağız bakımı alışkanlıklarınızı artırmayı, ilaçlarınızı ayarlamayı ve sağlıklı bir diyet sürdürmeyi düşünüyor olsanız bile düzenli diş randevuları çok önemlidir. Diş hekiminiz dişlerinizi ve diş etlerinizi inceleyecek ve ilerlemiş diş eti hastalığı gibi daha ciddi bir durumunuz olup olmadığını belirleyecektir. Diş hekiminiz tedavinin gerekli olduğuna inanıyorsa röntgen de çekebilir.
Bazı durumlarda, diş eti kanaması önemli değildir, ancak bazı durumlarda profesyonel tedavi gerektirebilir. Doğru teşhis ve kişisel bakım ile diş eti kanamaları geçmişte kalabilir.
Bazen aynada dişlerinize baktığınızda fırçalarken veya diş ipi kullanırken dişinizin etrafında şişmiş bir diş eti olduğunu fark edersiniz.
Bu alışılmadık görünse de, o kadar da olağandışı değildir ve bir dizi farklı nedene bağlanabilir.
Kötü hijyen, diş eti hastalığı veya apse dahil olmak üzere diş etinizin bir bölgede şişmesinin çeşitli nedenleri vardır.
Düzgün fırçalamaz ve diş ipi kullanmazsanız, geride yiyecek artıkları bırakabilirsiniz. Bu kaçırılan enkaz çürümeye ve iltihaplanmaya neden olabilir. Zamanla bu durum diş eti hastalığına dönüşebilir. Yetersiz diş hijyeni belirtileri şunları içerebilir;
Soluk diş etleri
Kırmızı diş etleri
Şişmiş diş etleri
Fırçalarken kanama
Dişten irin sızması
Gevşek diş
Ağız kokusu
Ağızda kötü tat
Ağızdaki bakteriler dişi çevreleyen diş eti dokusunu enfekte ettiğinde iltihaplanmaya neden olabilir ve bu da periodontal hastalığa yol açabilir. Diş eti hastalığının belirtileri şunları içerebilir:
Hassas veya kanayan diş etleri
Hassas dişler
Gevşek dişler
Diş etlerinin dişlerden uzaklaşması
Apseli bir diş, genellikle bakterilerin dişinize bulaşmasına izin veren tedavi edilmemiş bir çürüğün sonucudur. Apseli bir dişin belirtileri şunları içerebilir:
Ağrı
Şişmiş diş etleri
Şişmiş çene
Ateş
Apseli bir dişiniz olduğunu düşünüyorsanız, diş hekiminizi görmeniz önemlidir. Enfeksiyon kendi kendine gitmeyecektir. Tedavi edilmezse çene kemiğinize yayılabilir. Nadirdir, ancak enfeksiyonun yayılarak çok ciddi sağlık sorunlarına yol açması mümkündür.
Ağzımız bakteri içerir. Bu bakteriler, dişlerimizde plak oluşturmak için ağzımızdaki mukus ve diğer bileşenlerle birleşir. Plak fırçalanıp diş ipi ile uzaklaştırılmazsa sertleşerek tartara dönüşür.
Plak ve tartar oluşumu daha sonra diş eti hastalığına yol açabilir. Diş eti iltihabı olarak bilinen yaygın, hafif bir diş eti hastalığı, kolayca kanayan kırmızı ve şiş diş etleriyle karakterizedir.
Diş eti iltihabı tedavi edilmezse, gevşek veya hassas dişler ve ağrılı çiğneme ile birlikte kırmızı, şiş, hassas veya kanayan diş etleri ile karakterize edilen periodontitis olarak bilinen daha ciddi bir diş eti hastalığına dönüşebilir.
Periodontitisiniz varsa, diş etleriniz dişlerinizden çekilebilir ve enfeksiyona neden olabilecek bakterilere kolay erişim sağlar. Tedavi edilmezse bu, dişlerinizi yerinde tutan yumuşak dokuları ve kemiği parçalamaya başlayabilir.
Doğru faktörler verildiğinde çoğu insan periodontal hastalığa yakalanabilse de, riski artıran bazı faktörler vardır, örneğin:
Sigara içmek
Diyabet
AIDS
Stres
Kalıtım
Çarpık dişler
Kusurlu dolgular
Ağız kuruluğuna neden olabilecek ilaçlar
Yapılan bir çalışmada, tuzlu su ile çalkalamanın diş eti iltihabının neden olduğu iltihapla baş etmede etkili olabileceğini göstermiştir.
Günde iki ila üç kez, ½ çay kaşığı tuz ve ılık suyu karıştırın. Tükürmeden önce karışımı ağzınızda 30 saniye çevirin.
Araştırmalarda çay ağacı yağının diş eti iltihabının neden olduğu kanamayı azaltabileceğini göstermiştir. Günde iki ila üç kez, üç damla çay ağacı esansiyel yağı ve ılık suyu karıştırın. Karışımı ağzınızda 30 saniye çevirin ve ardından tükürün.
Şişmiş diş etinin nedeni diş eti hastalığı, kötü diş hijyeni veya apse olabilir. Şişmiş diş etinizin uygun şekilde muayene edildiğinden emin olmak için diş hekiminizi mutlaka ziyaret edin. Günde birkaç dakika fırçalama ve diş ipi kullanma gibi iyi diş hijyeni alışkanlıklarını kullanma, sizi periodontal hastalık gibi olumsuz etkilerden yıpranmalardan ve maliyetlerden kurtarılabilir.
Dişlerimiz ve çene kemiklerimiz, onları birbirine bağlayan narin, pembe bağ dokusuna bağlıdır. Sonuç olarak, birçok kişi önemini bilmiyor.
Diş etleri genellikle pembedir. Bununla birlikte, ara sıra koyu kahverengi veya siyah lekeler görünebilir. Birkaç şey koyu diş etlerine neden olabilir. Yine de çoğu şiddetli değildir ve tedavi gerektirmez.
Öte yandan, siyah noktalar bazen daha ciddi bir soruna işaret edebilir. Diş etlerinizde herhangi bir siyah nokta fark ederseniz veya renk, şekil veya boyut değiştirirlerse diş hekiminize danışın.
Diş etlerinizin durumu, genel sağlığınızın mükemmel bir göstergesidir. Diş hekimi ziyareti planlamadan önce, öncelikle renk veya doku farklılıklarını göz önünde bulundurun.
Çeşitli renkler sağlıklı diş etlerini tanımlayabilir:
Pembe diş etleri yaygındır, soluk diş etleri de cilt tonunuza göre tamamen kabul edilebilirdir. Güneşe maruz kalma ve genetik de cilt tonunuz ne olursa olsun önemli roller oynar.
Doku açısından, sağlıklı diş etleri sert bir sıkılığa ve dişleriniz üzerinde iyi bir tutuşa sahiptir.
Sağlıksız diş etleri şişmiş gibi görünebilir, hissedilebilir ve sağlıklı diş etlerinden daha esnektir. Genellikle dokunmaya hassastırlar.
Sağlıklı diş etleri diş ipi kullanırken veya fırçalarken de kanamaz. Dişlerinizi temizleyip diş ipi kullandığınızda ve diş etlerinizin kanadığını fark ettiğinizde, bu diş eti hastalığına işaret ediyor olabilir.
Diş etlerinin rengi kişiden kişiye değişir. Tıbbi bir durum, ilaç, sigara veya diğer yaşam tarzı faktörleri siyah diş etlerine ve diğer diş eti anormalliklerine neden olabilir.
Aşağıdakiler, siyah diş etlerinin en yaygın nedenlerinden bazılarıdır:
Vücudunuz daha fazla melanin ürettiği için muhtemelen siyah diş etleriniz vardır.
Diş eti oluğunun çevresinde plak ve tartar birikmesi diş etlerini kolayca tahriş edebilir. İyi bir diş temizliği sırasında tartar temizlenmezse diş eti dokusunda tahrişe ve kızarıklığa neden olur.
Diş etlerinde renk değişikliği sigara içmekten kaynaklanabilir. Sigara içen melanozu olarak bilinen bu durum, tütündeki nikotin ciltte daha fazla melanin üretimini uyardığında ortaya çıkar.
Çeşitli ilaçlar siyah diş etlerine neden olabilir:
Minosiklin
Ağız kanseri tedavileri
Sıtma ilaçları
Antibiyotikler
Antipsikotikler
Patalojik olmayan nedenler türe özgü faktörlerin yanı sıra kalıtsal değişkenliklerimiz var. Örneğin, daha koyu tenli kişilerde fazla miktarda melanin bulunur.
Amalgam dövmeler ağızın herhangi bir yerinde oluşabilir, ancak en yaygın olarak bir dolgunun yakınında bulunurlar. Ağzın içinde gri mavi veya koyu lekeler olarak görünürler.
Diş etlerinin kararmasına neden olan ciddi bir diş eti enfeksiyonudur. Diğer belirtiler arasında ağrı, kanama ve şişlik bulunur. Tıbbi bir acil durumdur ve acil tedavi gerektirir.
Addison hastalığı, böbrek üstü bezleri yeterli hormon üretmediğinde ortaya çıkan nadir bir durumdur. Addison hastalığının semptomlarından biri, diş etlerini de etkileyebilen cilt rengindeki değişikliklerdir.
Ciltte ve mukoza zarlarında koyu lekelere neden olan nadir bir genetik hastalıktır. Bu lekeler, pigment üreten hücrelerin aşırı büyümesinden kaynaklanır.
Hamilelik sırasında, bazı kadınlar hormonlardaki artışa bağlı olarak diş eti renginde değişiklikler yaşayabilir. Bu genellikle endişelenecek bir şey değildir ve hamilelikten sonra geçer.
Diş çıkarma döneminde (bebekler ilk dişlerini çıkarırken), bazıları diş eti renginde değişiklikler yaşayabilir. Bu normaldir ve dişler içeri girdiğinde kaybolacaktır.
Nadir olmakla birlikte, siyah diş etleri ağız kanseri belirtisi olabilir. Ağız kanseri genellikle ağrı, şişme ve yutma güçlüğü gibi diğer semptomlara neden olur. Bu semptomlardan herhangi birine sahipseniz, hemen bir doktora görünmek önemlidir.
En iyi koyu diş tedavisi, her hastanın nedenine, boyutuna ve pigment doygunluğuna bağlı olacaktır. Bu nedenle, en iyi tedavi yönteminizi belirlemek için periodontist veya estetik diş hekimine danışmalısınız. Kesintisiz neredeyse ağrısız sonuçlar sunan kanıtlanmış bir dizi diş eti beyazlatma tekniği uygulanır. Beyazlatma tekniği seçimi büyük ölçüde diş eti renginin bozulmasının boyutuna ve nedenine bağlıdır.
Diş beyazlatma için en etkili tedavilerden biri, diş eti dokusunun üst tabakasını buharlaştırmak için yoğun ışık atımlarının kullanılmasını içerir. Bu, koyu renklenmeden sorumlu melanin hücrelerini yok eder ve altındaki pembe dokuyu ortaya çıkarır. Lazer tedavisi, anında sonuç veren nispeten ağrısız bir işlemdir.
Diş etlerine özel bir ağartma solüsyonu sürülür ve lazer ile aktive edilir. Bu prosedür, geliştirilmiş hasta konforu için lokal anestezi kullanılarak gerçekleştirilir.
Doktor, diş eti dokusunun dış katmanını hafifçe parlatmak için parlatma aleti kullanır ve anında sonuç verir.
Doktorlar lokal anestezi kullanarak, koyu pigmentli hücreleri içeren diş eti dokusunun en dış katmanını nazikçe çıkarır ve altındaki yeni pembe diş eti dokusunu ortaya çıkarır. Bu, tek seansta gerçekleştirilir ve kimyasallar, dikişler ve pansumanlar içermez.
Diş etlerinize beyazlatma solüsyonu kullanma fikriyle ilgili endişeleriniz olabilir. Endişelenmeyin! Estetik diş hekimliği, diş etlerinizi hafifletmek ve özgüveninizi geliştirmek için tamamen güvenli bir yöntem yaratmıştır. Diş eti beyazlatma için en iyi adaylar, diş eti sağlığı ve diş hijyeni iyi olanlardır. Diş sağlığınızı korumak için düzenli olarak fırçaladığınızdan ve diş ipi kullandığınızdan emin olun. Diş etleriniz periodontal hastalık nedeniyle iltihaplanmışsa, bunun kozmetik tedavinizden önce ele alınması gerekebilir.
Hamilelik, ağız sağlığınız da dahil olmak üzere tüm vücudunuzu etkileyebilecek mucizevi bir deneyimdir. Periodontal hastalık ve hamilelik ile periodontal hastalık ve erken doğum arasında bir bağlantı olduğu için, hamileliğiniz boyunca ağız bakımınızı sürdürmeniz çok önemlidir.
İşte periodontal hastalık ve hamilelik arasındaki bağlantı ve bu süre zarfında ağzınızın ve vücudunuzun sağlıklı kalmasını sağlamak için neler yapabileceğiniz.
Periodontal veya diş eti hastalığı, dişlerinizi yerinde tutan yumuşak dokuları, yani diş etlerinizi ve altındaki kemiği etkiler. Diş eti hastalığınız varsa, bu yumuşak dokuların ağzınızdaki bakterilerden zarar gördüğü anlamına gelir. Durumun tersine çevrilebilir olup olmadığı, ne kadar ilerlediğine bağlıdır.
Geri dönüşümlü diş eti hastalığı diş eti iltihabı olarak bilinir. Bu, diş etlerinin zayıf ağız hijyeni nedeniyle tahriş olduğu, şişmiş, iltihaplı ve kırmızı olduğu zamandır. Siz de biraz kanama yaşayabilirsiniz.
Geri dönüşümsüz diş eti hastalığı periodontitis olarak bilinir. Bu, diş eti iltihabının ilerlemesine izin verildiğinde ve sonuç olarak dişlerinizi yerinde tutan diş eti ve kemiğin tahrip olmasıyla oluşur. Bu sonuçta diş kaybına yol açabilir.
Oral & Implantology’deki bir makalenin belirttiği gibi, hamilelik sırasında periodontal hastalık, hormonal etki nedeniyle artabilen diş plağının birikmesiyle başlar. Gebe bir kadının oral mikrobiyomundaki değişiklikler de periodontal hastalığın gelişimine katkıda bulunabilir.
Periodontal hastalık belirtileri hamilelikte şiddetlenebilir. Bunlar şunları içerir:
Diş etlerinden kanama
Dişler ve diş etleri arasında cep oluşumu
Hamilelik dişeti iltihabı veya hamilelik periodontitisinin bu semptomlarından herhangi birini fark ederseniz, değerlendirme için mümkün olan en kısa sürede diş hekiminizi görmeniz önemlidir.
Periodontal hastalığın olumsuz gebelik sonuçlarının insidansını artırabileceğini destekleyen bazı kanıtlar vardır. Journal of Obstetrics and Gynecology Research dergisindeki bir araştırmaya göre, bu tür olumsuz sonuçlar şunları içerebilir:
Erken doğum
Düşük doğum ağırlığı
Bebeğin büyümesinin kısıtlanması
Araştırmacılar, bu reaksiyonların diş eti hastalığı ile ilişkili bazı bakterilerin fetoplasental üniteye yayılması nedeniyle geliştiğini varsaymaktadır.
Bir diş köprüsünün etrafındaki diş eti bölgesinde ağrı varsa, diş hekiminizi görme vaktiniz gelmiş olabilir. Diş köprüsü çevresinde ağrıya neden olabilecek birkaç şey vardır ve hemen randevu almak önemlidir.
Hemen görülmesi gereken hastalara yardımcı olmak için esnek bir program ve uzun saatler sunulur.
Köprünün çevresinde ağrı hissetmenin birkaç farklı nedeni olabilir. Nedeni ve gerekli tedaviyi belirlemek için dişlerin, diş etlerinin ve köprünün ayrıntılı muayenesi gerekecektir. Doktorunuz ağrının ne zaman başladığı ve ağrının ne kadar sürdüğü ile ilgili sorular soracaktır. Dişleriniz ve diş etlerinizin net bir resmini elde etmek için röntgenlere ihtiyaç duyulabilir.
Bazen yiyecek veya artıklar dişlerinizin arasına sıkışıp çürümeye neden olabilir. Bu köprünüzün diş eti bölgesinde ağrıya neden olabilir. Köprünüz tam olarak oturmuyorsa, bu bakteri ve plağın dişlerin altına veya arasına girmesine ve ağrıya veya enfeksiyona neden olabilir.
Yeni takılan bir köprüde bazı hassasiyetler yaygındır. Hastalar sıcağa veya soğuğa karşı hassasiyet yaşayabilir, ancak bu durum birkaç hafta sonra geçer.
Köprü prosedüründen sonra hastalar biraz ağrı hissedebilir, ancak bu birkaç gün sonra geçer. Ağrınızın birkaç günden fazla sürdüğünü fark ederseniz, doktorunuzu aramanızı öneririz. Bu, düzgün oturmayan bir diş köprünüz veya potansiyel bir enfeksiyonunuz olduğunu gösterebilir. Bir enfeksiyonu tedavi edilmeden bırakmak daha ciddi sorunlara neden olabilir ve hemen ele alınmalıdır.
Bildiğiniz üzere, periodontal bakteriler vücudunuza yayılabileceğinden, diş eti enfeksiyonu yalnızca ağız sağlığınız için değil, genel sağlığınız için de ciddi bir sorundur.
Diyabet, kardiyovasküler hastalık, kanser ve bunama riskinizi önemli ölçüde arttırırlar. Erken teşhis edilemediği ve genel diş bakımı ile tedavi edilemediği sürece diş eti hastalığı (periodontitis), bu bakteriler diş etlerinin destekledikleri dişlerden çekilmesine neden olduğundan diş kaybına yol açacaktır.
Diş eti iltihabı olarak bilinen diş eti hastalığının erken evresi ağrısızdır ve zamanla daha belirgin hale gelebilir, bu nedenle günde iki kez fırçalamak ve yatmadan önce diş ipi kullanmak önemlidir. Ciddi sorunları önlemek için eşit derecede önemli olan, yılda en az iki kez diş hijyenisti tarafından profesyonel bir temizlik ve diş hekimi tarafından tam bir diş muayenesi yaptırmaktır.
Sağlıklı diş etlerinde bu olmamalıdır, ancak bakteriler diş eti çizgisinin etrafında biriktiğinde kolayca kanarlar.
Bu muhtemelen diş eti çekilmesinden kaynaklanmaktadır, çünkü enfekte olan diş etleri dişler için tam destek sağlamaktan yavaş yavaş geri çekilmektedir.
Bazı insanlar doğal olarak hassas dişlere sahiptir ve bunun için belirli bir diş macunu kullanılmalıdır. Ancak ağrıda bir artış fark ederseniz, bunun nedeni, dişin çeneye sabitlenen ve normalde diş etleriyle kaplı olan alt kısmı olan bir kökünün tepesinin açığa çıkması olabilir.
Nefesinizin kötü koktuğunu hiç fark etmediyseniz ve hiç kimsenin şikayeti olmadıysa, ancak artık ne kadar fırçalarsanız veya gargara kullanırsanız kullanın koku gitmiyorsa, bunun nedeni ciddi bir diş plağı olabilir. Periodontal bakteriler ilk önce dişlere yapıştığında ve fırçalanmadığında ve diş ipi ile temizlenmediğinde, bu plak adı verilen ince bir maddeye dönüşür. Zamanla sertleşerek tartara dönüşebilir, bu da bir hijyenistin özel aletler, teknikler ve antibakteriyel solüsyonlarla çıkarmasını gerektirir.
Üst ve alt çenenizin birbirine oturma biçiminde bir fark hissederseniz, diş etlerinden daha az destek alınması veya enfekte olmuş çene kemiğinin aşınması nedeniyle bir veya daha fazla dişin kayması nedeniyle hizalama bozulmuş olabilir. İkincisi ise, o zaman bir kemik greftine ihtiyaç duyulabilir ve dişler sallanırsa, bunların çıkarılması ve diş implantları veya diş köprüsü ile değiştirilmesi gerekebilir.
Bu semptomlardan herhangi biri meydana gelirse, diş hekiminize başvurmanız önemlidir.
Diş etleriniz dişlerinizin üzerinde büyüyorsa veya çıkıntılı bir yumru varsa, diş eti hiperplazisi olarak bilinen bir durumunuz olabilir.
Bu sorunun temel nedenini ve bu konuda kendi başınıza ne yapacağınızı anlamak zor olabilir. Neyse ki, bu sorunu, nedenlerini ve ne yapmanız gerektiğini anlamanıza yardımcı olacağız.
Gingival hiperplazi, diş etlerinizin aşırı büyümesini ifade eden bir durumdur. Bazı kişilerde diş etleri dişlerini kapatamayacak kadar azken, bu durumdaki kişilerde çok fazla diş eti dokusu bulunur.
Bu durumun şiddeti, küçük bir yumrudan dişinizi veya dişlerinizi neredeyse tamamen kaplayan diş etlerinin büyümesine kadar değişebilir. Bu durumun bulaşıcı olmadığından emin olabilirsiniz.
Diş eti hiperplazisi, belirli bir durumdan ziyade diş etlerinizin aşırı büyümesi anlamına geldiğinden, bunun altında yatan birkaç olası neden vardır. Diş eti hiperplazinizin nedenini anlamak, tedavisi ve önlenmesi için çok önemlidir.
Diş eti hiperplazisinin nedenleri dört kategoride toplanabilir:
Diş etleriniz, yanlış diş bakımından dolayı ağzınızda biriken plağa tepki olarak sıklıkla alevlenir. Bu, diş eti hastalığı (diş eti iltihabı veya periodontitis) olarak bilinen bir duruma yol açarak diş etlerinizin hassas olmasına ve dişlerinizin arasını temizlerken kanamaya eğilimli olmasına neden olur.
Neyse ki, henüz profesyonel müdahale gerektirecek bir duruma ilerlememişse, diş eti hastalığını tedavi etme gücü sizin elinizde. Tedavi basittir; uygun diş hijyeni uygulayın.
Bazı ilaçların yan etki olarak diş eti hiperplazisine neden olduğu bulunmuştur. Diş eti hiperplazisi ile ilişkili olabilecek ilaçlar şunları içerir;
Fenitoin (nöbetleri önleyen ilaç)
Siklosporin (bağışıklık sisteminizin aktivitesini azaltan ilaç)
Kalsiyum kanal blokeleri (kardiyovasküler durumları yönetmek için kullanılan ilaçlar)
Bu ilaçların dozunu değiştirmemeli veya kendi başınıza almayı bırakmamalısınız.
Bu durum, diş eti dokunuzun tamamını veya küçük bir bölümünü etkileyebilecek sert, pembe oluşumlara neden olur. Tedavi gerekliyse, tıp veyda diş hekiminiz, dişlerinizi açıkta tutmak ve diş sağlığınızı en iyi durumda tutmak için cerrahi olarak çıkarılmasını veya diş eti dokunuzun küçültülmesini önerebilir.
Başka sağlık sorunlarınız, kronik rahatsızlıklarınız veya hormon değişiklikleriniz varsa, bunlar diş eti hiperplazinizle ilişkili olabilir.
Diş eti hiperplazisinin sistemik nedenleri şunları içerebilir:
Hamilelik ve diğer hormonal dalgalanmalar
Lösemi
Diğer kronik sağlık durumları
Dişeti hiperplazisi konusunda endişeleriniz varsa, uzman görüşleri için tıp veya diş hekiminizle konuşmak harika bir seçimdir. Bu aşırı büyümenin, benzer semptomlara neden olan birkaç altta yatan nedeni olduğundan, kendinize doğru bir şekilde teşhis koymanız kolay değildir.
Çoğu durumda teşhis ve tedaviyi profesyonellere bırakmak en iyisidir ve diş eti hiperplazisi de bir istisna değildir. Nedenlerden bazıları potansiyel olarak kendi başlarına sağlık koşullarıyla ilgili olduğundan, altta yatan herhangi bir sorunu tanımlayarak kendinizi başarıya hazırlayabilirsiniz.
Diş etlerinizin aşırı büyümesinin nedenini zaten bilseniz bile, varlığı, tedavi rejiminizin değiştirilmesi veya güncellenmesi gerektiği gerçeğini vurgulayabilir. Bu, mümkün olduğunca rahat ve sağlıklı olmanızı sağlayarak yan etkilerden veya olumsuz sonuçlardan kaçınmanıza yardımcı olabilir.
Diş eti hiperplazisini teşhis etmek için tıp veya diş hekiminiz şunları yapabilir;
Tüm tıbbi geçmişinizi toplayın ve şu anda hangi ilaçları aldığınızı sorun
Etkilenen dokudan biyopsi önerin veya kan paneli gibi başka testler isteyin.
Diş etlerinizin aşırı büyümesi için uygun tedavi, ciddiyetine ve altta yatan nedene bağlı olarak değişecektir. Diş eti dokusu düzgün çiğnemeyi veya temizlemeyi engelliyorsa veya başka bir şekilde endişelendiriyorsa diş hekiminiz veya tıp uzmanınız diş eti dokunuzun çıkarılmasını (gingivektomi olarak da bilinir) önerebilir. Ayrıca sertleşerek tartara dönüşmüş ve kendi başınıza çıkaramayacağınız plakları çıkarmak için profesyonel bir temizlik önerebilir.
İlacınızın hiperplazinize neden oluyorsa, reçeteli bir ilacı durdurmak veya dozunu kendi başınıza değiştirmek asla iyi fikir değildir. Endişeleriniz hakkında tıp uzmanınızla konuşun. Bazı durumlarda, alternatif bir ilaç reçete edilebilir.
Diş eti hiperplazinizin altında yatan neden ne olursa olsun, diğer diş problemlerini geliştirmemek için uygun diş hijyeni uygulamak çok önemlidir. Diş etleriniz yiyecek maddesinin birikmesine neden olabilir veya dişlerinizi düzgün bir şekilde temizlemenizi zorlaştırarak plak seviyelerinin artmasına neden olabilir.
Diş etlerinize uygun şekilde bakım yapmak için şunlardan emin olun:
Diş ipi veya diş arası fırçası kullanarak günde bir kez dişlerinizin arasını dikkatlice temizleyin.
Orta sertlikte bir diş fırçası kullanarak dişlerinizi günde iki kez hafifçe fırçalayın.
Gargara veya antiseptik gargara kullanarak durulayın.
Şekerli veya asidik öğelerde düşük, dengeli ve sağlıklı bir diyet yapın.
Sigara ve tütün ürünlerinden kaçının.
İlişkili diş problemlerini önlemek için diş hekiminizi en az altı ayda bir ziyaret edin.
Gingival hiperplazinin bir dizi altta yatan nedeni vardır; her birinin özel durumunuza en uygun ilgili tedavisi vardır. Diş hekiminize veya tıp uzmanınıza danışmak, ileriye dönük en iyi yolu bulmak ve diğer diş veya tıbbi sorunları önlerken gelecekte sağlığınızı en iyi şekilde iyileştirmek için hayati önem taşır.
Ancak biz size, diş etlerinizi en iyi nasıl sağlıklı tutacağınız ve diyetinizi yakından kontrol etmenin neden en iyi ihtimalle çözümün bir parçası olabileceği konusunda bazı tavsiyeler sunarak biraz farklı bir yaklaşım sunacağız.
Kaçınılması gereken yiyecekleri basitçe sizin için listeledik;
bunu zaten biliyordunuz. Diyetinizden şekeri tamamen çıkarmak ne mümkün ne de arzu edilebilecek bir şey. Ancak şeker alımını ve özellikle rafine şekerleri sınırlamak, diş hijyeninden çok daha fazlası için faydalıdır. Ksilitol genellikle bu şekerlere bir alternatif olarak tavsiye edilir, örneğin ksilitol ile tatlandırılmış sakız plak asitliğini nötralize etmeye yardımcı olur ve bu nedenle bazı yararlı etkileri vardır. Şekerler elbette tatlılarda ve enerji içeceklerinde bulunur, ancak kuru meyveler gibi yaygın atıştırmalıklarda sorunludur. Çay ve kahveye eklenen herhangi bir şeker de öyle. Ağzınızda kalan ve potansiyel olarak dişlerinizi kaplayan şekerler, hızla yuttuklarınızdan daha kötüdür. Bu nedenle lolipoplardan ve tatlılardan mümkün olduğunca kaçının.
diş minenizi aşındırabilir ve boşluklara yol açabilir, ayrıca zararlı bakterilerin ürediği bir ortam yaratabilirler. Bununla birlikte, asit sadece turşu ve alkol gibi bariz suçlularda bulunmaz, bunun dışında domates veya narenciye gibi sağlıklı yiyeceklerin asit oranları yüksektir. Asitli yiyecekleri tavuk veya yağsız sığır eti gibi asidi nötralize eden yiyeceklerle eşleştirmek etkiyi azaltır, ancak şekerlerde olduğu gibi asitli yiyecekleri diyetten tamamen çıkarmak mümkün değildir. Sorunlu öğeleri basit bir şekilde karıştırmanın ötesinde bir stratejiye ihtiyacımız olacak.
bunlardan kaçınılmalıdır çünkü bakterilere karşı baş savunucuyu, yani tükürüğünüzü azaltırlar. Bu kategorideki en yaygın suçlular alkol ve kahve gibi içeceklerdir. Bakterilerin gelişmesi ve bununla birlikte diş eti iltihabının ortaya çıkması için mükemmel ortamı yaratmak üzere işlerin nasıl bir araya gelebileceğini görmek kolaydır. Gün boyunca birkaç atıştırmalık, bir veya iki kahve, şarap veya bira.
Öğle yemeğinde sandviç mi yersiniz, yoksa akşam yemeğin de patates cipsi mi yersiniz? Bunlar sizin için iyi bir seçim gibi gelebilir ancak gerçek şu ki, bu basit karbonhidratlar ağzınızda asılı kalır ve bakteriler tarafından çok sevilen basit şekerlere dönüşür.
Mümkünse bunlardan kaçının.
Gıdalardan kaçınmak çözüm değildir. Sağlıklı diş etlerini korumak ve ilgili problemlerin riskini azaltmak için hangi yiyeceklerden en iyi şekilde kaçınılacağına bakmak için yola çıktık, bu yiyeceklerden kaçınmanın ne kadar zor olduğunun bir resmini çizmeye gayret ettik.
Birçok gıda problemli olma potansiyeline sahiptir. Bakteriler çok telaşlı değildir ve arta kalan artıklarla beslenirler. Tipik bir gün, kaçınılması gerekenler listesinde yer alan yiyeceklerle dolu olabilir. Kısacası, listeleyebileceğimiz tüm yiyeceklerden kaçınmak çözüm değildir, kesinlikle hepsinden kaçınmıyoruz.
Diş eti hastalığı ve diş eti iltihabı kaçınılmaz değildir, ancak her ikisi de inanılmaz derecede yaygındır.
Kulağa ne kadar korkutucu gelse de, bir aşamada hemen hemen herkes diş eti hastalığına sahip olacak, ancak çoğu için bu rutin bir diş eti iltihabı vakası olacak ve diş hekiminiz tarafından kolayca tedavi edilebilecek bir durum.
Bu kadar yaygın olması da mahcubiyete gerek olmadığını gösteriyor. Diş eti iltihabı ağrılı olabilir, diş eti kanamasına neden olabilir ve ağız kokusu ile ilişkilendirilebilir, ancak aynı zamanda yaygın bir durumdur ve tedavi edilebilir. Diğer bir olumlu yanı ise, diş eti iltihabını evde etkili bir şekilde tedavi edememekle birlikte, bir uzman tarafından bir diş hekimi tarafından derinlemesine temizlenerek dişlerdeki ve diş etlerinin altındaki tüm plakların çıkarılması, şişliğin zamanla azalmasını sağlayacaktır.
Bu aşamada, iyileştirilmiş diş hijyeni ve potansiyel olarak en kötü gıda maddelerinden birkaçını kesmek veya azaltmak, durumun herhangi bir şekilde geri dönmesini önlemek için anahtar hale gelir.
Başka yaşam tarzı değişiklikleri yapmak da yararlı olabilir, örneğin sigarayı azaltmak gibi.
Uzun vadede, diş eti kanaması ve diş eti iltihabı, kontrol edilmediği takdirde periodontitis adı verilen daha ciddi bir duruma yol açabilir.
Periodontitis çok daha yıkıcıdır, kemiği ve diş etini kemirir, potansiyel sonuçları açıktır, dişler sallanır ve sonunda diş kaybı riski oluşur.
Yetişkinlerin çoğunluğunun bir dereceye kadar diş eti hastalığına sahip olduğundan daha önce bahsetmiştik, periodontitis ile ilgili üç istatistik öne çıkıyor.
En son ulusal diş sağlığı araştırması, yetişkinlerin %54’ünde durumun orta düzeyde belirtileri olduğunu buldu.
2009’da yapılan bir araştırma, yetişkin nüfusun %37’sinin orta ila kronik seviyelerde periodontitisten muzdarip olduğunu buldu. Küresel olarak, şiddetli periodontitisin yetişkin popülasyonun %11’ini etkilediği bulunmuştur.
Periodontitis, dünyadaki en yaygın altıncı hastalıktır, genel refahı ve uzun ömürlülüğü olumsuz yönde etkilemekle önemli ölçüde bağlantılıdır.
Periodontitis genellikle onlarca yıldır teşhis ve tedavi olmaksızın mevcut olabilir, bunun nedeni semptomların başlangıçta daha sıradan diş eti sorunları ile aynı şekilde hissedilmesi olabilir; iltihaplanma ve diş eti kanaması.
Diş eti iltihabının tedavisinin kolay olduğu ve periodontitisin çok yıkıcı olduğu göz önüne alındığında, bir randevu ayarlamak gerçekten sizin yararınızadır.
Diş eti sağlığınız hakkında daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Diş eti hastalığı, isminin aksine sadece diş etleriniz ile sınırlı değildir. Uzmanlar, diş köklerinin etrafındaki enfekte olmuş kemik ve bağları da içeren periodontal hastalık teriminin daha uygun olduğuna inanmaktadır.
Periodontal hastalık, hayatta kalmak için oksijene ihtiyaç duymayan bakteri türlerinin bir enfeksiyonudur. Bu, dişlerinizin etrafında oluşturdukları derin, karanlık ceplerde çoğalabilecekleri anlamına gelir. Yerleştikten sonra, sorunu sürdürmek için ihtiyaç duydukları tüm kaynaklara erişebilirler ve kalp hastalığı, inme ve diyabet dahil olmak üzere vücudun geri kalanında sağlık sorunlarının gelişmesine katkıda bulunabilirler.
Diş eti hastalığına tipik olarak kötü ağız bakımı rutinleri, diş hekimi ziyaretlerini atlama, ileri yaş, kronik hastalık veya genetik neden olabilir.
Diş eti hastalığının yaygın semptomları arasında diş ve ağız ağrısı, sallanan dişler, diş etlerinin çekilmesi, şişmesi, fırçalama ve diş ipi kullanırken kanama, ağız kokusu, dişlerin birbirine oturma biçiminde değişiklik yer alır. Bu duruma sahip olabileceğinizden şüpheleniyorsanız, diş hekimi ile periodontal konsültasyon semptomlarınızı değerlendirmenin ve diş eti hastalığıyla ilgili sorunlarınızı yanıtlamanın en iyi yolu olacaktır.
Periodontal hastalığı olan hastalarda diş fırçası ve diş ipi etkilenen bölgelere ulaşmayabilir. Uzman yardımına ihtiyacınız olacak. Diş hekimleri, diş etlerinin derin ceplerine nazikçe erişmek için daha derine inebilen son derece özel araçlara sahiptir. Diş hekimi, pürüzlü kök yüzeylerini düzeltmek ve enfeksiyona neden olan kalıntıları fiziksel olarak gidermek için bu aletleri kullanacaktır. Antibiyotik tedavisi de uygulanabilir.
Profesyonel tedaviden sonra bile hala risk altında olduğunuzu unutmamak önemlidir. Tüm bakterileri tek bir randevuda ortadan kaldırmak neredeyse imkansızdır ve tüm bu derin cepler yine de daha fazla plak toplayabilir. Diş eti hastalığını kontrol altında tutmak için diş hekiminizle düzenli bakım rutinine devam etmeniz gerekir.
Siz de muhtemelen evde diş eti hastalığını önlemek için neler yapabileceğinizi bilmek istiyorsunuz. Evde diş eti hastalığıyla savaşmanın en etkili yöntemleri şunlardır:
C vitamini açısından yüksek besleyici bir diyet yapmak
Tütün kullanımından kaçınmak
Şeker hastaları için kan şekerini kontrol altında tutmak
Dişlerinizi günde iki kez fırçalamak
Her gün diş eti çizgisinin hemen altında dikkatlice diş ipi kullanmak
Bakteri sayısını kontrol altında tutmak için antibakteriyel durulama kullanmak
Diş eti hastalığını uzak tutmak için atabileceğiniz adımlar olsa da, diş eti hastalığıyla kendi başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz. Profesyonel periodontal değerlendirmenizi yapması için mutlaka diş hekiminizle iletişime geçin.
Ağız sağlığınız söz konusu olduğunda diş etlerinize mükemmel bir şekilde bakmanız kesinlikle önemlidir. Diş etleriniz iyi durumda değilse, bu yalnızca ağız sağlığınızla ilgili değil, genel olarak sağlığınız ile ilgili ciddi sorunlara neden olabilir.
Günde iki kez fırçalamıyorsanız, günde bir kez diş ipi kullanmıyorsanız ve kontroller için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmiyorsanız, dişlerinizde ve diş etlerinizde ciddi hasara neden olabilirsiniz.
Diş etleriniz kötü durumdaysa, o zaman sizin için sağlayacaklarına dair anlatım işaretleri vardır. Diş etleriniz konuştuğunda, dinleseniz iyi olur yoksa sağlığınız için zararlı olabilir. Onlara uygun şekilde bakmak, mükemmel ağız hijyeninin çok önemli bir parçasıdır. Peki diş etleriniz size ne anlatmaya çalışıyor?
Kabarık, Kırmızı veya Şişmiş Diş Etleri
Diş etleriniz şişmiş veya kırmızıysa, diş etlerinde iltihaplanmanın kesin bir işaretidir ve diş eti iltihabı da olabilir. Bazen bakteriyel veya viral bir enfeksiyon, hormonal değişikliklerin yanı sıra diş etlerinin şişmesine de neden olabilir. Diş eti iltihabına genellikle yanlış ağız hijyeni neden olur. Diş ipi kullanımı diş etleri için ne kadar önemliyse, fırçalama da dişler için o kadar önemlidir. Düzenli olarak diş ipi kullanmıyorsanız, diş eti iltihabına hazırlanıyor olabilirsiniz.
Diş Eti Hattı
Diş eti dokusu aşınmaya başladığında, diş eti çekilmesi meydana gelir. Bu, dişin daha fazlasını ve hatta bazı durumlarda kökü bile açığa çıkarır. Diş eti hastalığı, diş eti çizgisi çekilmesinin yaygın nedenidir. Dişlerinizi çok sert fırçalarsanız, bu da diş etlerinizi geri itebilir. Geceleri dişlerinizi gıcırdatırsanız veya sıkarsanız, bu da diş etlerinizin çekilmesine neden olabilir. Uyurken dişlerinizi sıkıyor veya gıcırdatıyorsanız hemen diş hekiminize görünmelisiniz.
Diş Eti Kanaması
Diş etleriniz kanıyorsa bu normal değildir ve çok sert fırçalamanın hatta diş eti hastalığının bir işareti olabilir. Son zamanlarda diş ipini rejime eklediyseniz, diş etleriniz ilk başta biraz kanayabilir, ancak bu bir haftadan fazla tutarlı olmamalıdır. Diş etleriniz sürekli kanıyorsa, diş hekiminizi kontrol için mümkün olan en kısa sürede gördüğünüzden emin olmanız gerekir.
Değişen Renkler
Diş etleriniz sağlıklıysa açık pembe renkte olmalı ve sağlıksız olmadıkça tutarlı bir gölgeye sahip olmalıdır. Belirgin renk değişiklikleri, diş eti çizginizin altına girmiş bir tartar parçanız olduğu veya bir tür ağız kanseri olabileceği anlamına gelebilir. Diş etlerinizle tahmin oyunu oynamak yerine diş etleriniz renk değiştiriyorsa hemen diş hekiminize görünmelisiniz. Kapsamlı bir muayene, diş etlerinizdeki renk değişikliğinin ciddi olup olmadığını belirleyebilir.
Diş Eti Hastalıklarını Önleme
Diş etlerinizle ilgili bu sorunlardan herhangi birini yaşıyorsanız, uygun ağız hijyeni uygulamıyorsunuz demektir. Diş etlerinizi temiz ve sağlıklı tutmak için günde iki kez fırçalamanız ve günde bir kez dişlerinizin arasına diş ipi koymanız önemlidir. Düzenli kontroller için diş hekiminize görünün ve diyetinizden mümkün olduğunca fazla şekeri kesmeye çalışın. Dişlerinizi ve diş etlerinizi sağlıklı tutmak, genel sağlığınızın yanı sıra ağız sağlığınızda da büyük bir fark yaratabilir.
Diş bakımı hizmetleriyle ilgili olarak bugün bize ulaşın.
Diş eti hastalığı milyonlarca insanı etkileyen bir durumdur. Yapılan araştırmalar göre, 30 yaşın üzerindeki yetişkinlerin neredeyse yarısı diş eti hastalığından etkilenmektedir.
Sözlü muayene için bir diş hekimine gidene kadar semptomları fark edilmeyebilir.
Ağız sağlığımız daha büyük bir sistemin sadece bir parçasıdır ve bununla ilgili herhangi bir sorun tüm vücudumuzu etkileyebilir. İhmal edilmesi diş eti hastalığına yol açabilir ve yaşamı tehdit eden sağlık koşullarına doğru ilerleyebilir.
İşte ağız sağlığınızı korumanın ciddi sağlık sorunları yaşamanızı nasıl önleyebileceğini anlamanıza yardımcı olacak sağlık koşulları.
Plak ve tartar oluşumu diş eti hastalığının ilerlemesini başlatır. Bu bakteriler, diş eti dokularını ve kemik yapısını enfekte ederek diş kaybına ve kronik iltihaplanmaya neden olan toksinler salgılar.
Genç hastalar genellikle diş eti hastalığı belirtileri göstermez çünkü enfeksiyonun başlangıcı ağrısız olabilir. Semptomlar yalnızca bir yetişkin 30 ila 40 yaşlarına geldiğinde daha yaygın hale gelir.
Ağız kokusu
Kırmızı veya iltihaplı diş etleri
Diş eti kanaması
Çiğnerken ağrı
Gevşek dişler
Hassas dişler
Diş eti çekilmesi
İlk başta diş eti iltihabı veya diş etlerinin iltihaplanması olarak başlar, ancak zaten periodontal hastalığın başlangıcıdır. Diş eti hastalığı veya Periodontal hastalık, ömür boyu bakım gerektiren enfeksiyona bağlı kronik bir diş eti iltihabıdır. Ne yazık ki, sadece yönetilebilir ama asla tersine çevrilemez. Dahası, aşağıdakiler gibi hayatı tehdit eden diğer durumları tetikleyebilir:
Kronik inflamasyon vücudumuzun düşmanıdır. Vücut sağlıklı hücrelere saldırmaya başladığında sorun haline gelir. Diş eti hastalığının kalp hastalığı ile bağlantılı olmasının nedeni de budur.
Uzmanlara göre, diş hijyeni zayıf olan hastalar kalp hastalığına üç kat daha yatkındır.
Diş eti hastalığı, hipertansif hastaların kan basıncını olumsuz etkiler ve hipertansiyon ilaçlarının etkilerini bozar.
Yapılan bir araştırmada Periodontitis ve Koroner Arter Hastalığı ile İlişkisi veya PAROKRANK diş eti hastalığının bir hastanın kalp krizi riskini %49 artırdığını buldu.
Uzmanlara göre ağzınızdaki iltihaplanma, kalbinizdeki iltihaplanma ile doğrudan ilişkilidir. İyi bir not olarak, diş eti hastalığının tedavisi, bazı hastaların kan basıncında düşüş göstermiştir ve bu durum, periodontal hastalığın kalp hastalığına bağlantısı hakkında daha ileri çalışmalar için umut uyandırmıştır.
Bakteriler şeker varlığında gelişirler. Vücuttaki yüksek glikoz seviyeleri, mikropların dişlere ve diş etlerine saldırarak diş eti iltihabına neden olmasını sağlayan bakterilerin çoğalmasına yardımcı olur. Öte yandan, periodontal hastalık sizi Tip 2 diyabet için risk altına sokabilecek kan şekeri düzeylerini yükseltir.
Diş etlerine bulaşan bakteriler kan dolaşımına sızacak ve vücudun bağışıklık sisteminde bir karışıklığa neden olacaktır. Savunmada vücut, bakterilerle savaşmak için kan şekeri seviyelerindeki artışı tetikler.
Kronik inflamasyon diş eti hastalığıyla ilişkili olduğundan, diyabetik hastalarda kan şekeri düzeylerini kontrol etmek zor olabilir. Aynı şekilde diyabet, vücudun diş eti hastalığı gibi enfeksiyonlarla savaşmasını da zorlaştırabilir.
Aggregatibacter actinomycetemcomitans olarak adlandırılan bakteri, hem diş eti hastalığında hem de romatoid artrit hastalarında bulunur. Bağışıklık sistemi proteinlerini aşırı aktif hale getiren vücudumuzun savunma sisteminin enflamatuar otoimmün tepkisini tetikler. Böylece eklem iltihabına neden olur.
Diş eti hastalığı ayrıca bir hastanın Alzheimer riskindeki artışla da bağlantılıdır. Bu çalışmaya göre, diş eti hastalığında bulunan Porphyromonas gingivalis (P. gingivalis) bakterisi, Alzheimer hastasının beyninde de bulunur.
Alzheimer hastalığı, birçok kişiyi etkileyen nörodejeneratif bir hastalıktır. Hafıza kaybıyla başlar ve zamanla kötüleşir. Uzmanlar, diş eti hastalığından kaynaklanan bakterilerin vücuda sızmaya yönelik pek çok eğilimi olduğundan, Alzheimer hastalığı gibi komplikasyonlardan kaçınmak için önlemenin çok önemli olduğu konusunda uyardılar.
Zatürree, KOAH ve astım, diş eti hastalığı ile kronik iltihaplanmadan etkilenen başka bir dizi sağlık durumudur. Uzmanlara göre diş etlerindeki enfeksiyon, bağışıklık sisteminin yüksek alarmda kalmasını tetikler ve solunum yolları ve akciğerler dahil olmak üzere vücut çapında bir iltihaplanma sağlar.
Koronavirüs veya şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2), yüksek ölüm oranına sahip bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur. Diş eti hastalığı olan hastalardaki kronik iltihaplanma nedeniyle, COVID-19’a bulaşma ve daha kötü komplikasyonlarından muzdarip olma şansları daha yüksektir.
Diş eti sağlığı, genel ağız sağlığının önemli bir parçasıdır. Diş eti hastalıkları, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebilir. Ancak, erken teşhis ve önlem almak, sağlıklı diş etlerine sahip olmanın anahtarıdır. Peki, diş eti hastalıklarını nasıl fark edebilirsiniz? İşte dikkat etmeniz gereken belirtiler ve öneriler.
Diş Eti Hastalıklarının Belirtileri
Kızarıklık ve Şişlik:
Sağlıklı diş etleri pembe renkte ve düz olmalıdır. Eğer diş etlerinizde kızarıklık veya şişlik varsa, bu bir sorun olduğunun göstergesi olabilir.
Kanama:
Diş fırçalarken veya diş ipi kullanırken diş etlerinizin kanaması, diş eti hastalığının en yaygın belirtilerindendir. Bu durum, diş etlerinin iltihaplandığını gösterir.
Ağız Kokusu:
Sürekli bir ağız kokusu, diş eti problemlerinin belirtisi olabilir. Ağızda biriken bakteriler, kötü kokuya yol açabilir.
Hassasiyet:
Diş etlerinizde ani bir hassasiyet hissediyorsanız, bu durum diş eti hastalığına işaret edebilir.
Dişlerin Hareketi:
Dişlerinizin gevşemesi veya yer değiştirmesi, ilerlemiş diş eti hastalığının belirtisi olabilir.
Diş Eti Çekilmesi:
Diş etlerinin çekilmesi, dişlerin köklerini açığa çıkarabilir. Bu durum, diş eti hastalıklarının ilerlediğinin bir göstergesi olabilir.
Diş Eti Hastalıklarının Nedenleri
Diş eti hastalıklarının başlıca nedenleri arasında yetersiz ağız hijyeni, genetik yatkınlık, sigara kullanımı, hormonal değişiklikler (özellikle hamilelik ve menopoz dönemlerinde) ve bazı sağlık sorunları (örneğin, diyabet) yer almaktadır.
Korunma Yöntemleri
Diş eti hastalıklarından korunmak için şu önlemleri alabilirsiniz:
Düzenli Diş Fırçalama:
Günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişlerinizi fırçalayın. Diş etlerinizi de nazikçe fırçalamayı unutmayın.
Diş İpi Kullanımı:
Dişlerin arasındaki yiyecek artıkları ve plakları temizlemek için diş ipi kullanın. Bu, diş etlerinizin sağlığını korumaya yardımcı olacaktır.
Düzenli Diş Hekimi Kontrolleri:
Yılda en az iki kez diş hekiminizi ziyaret edin. Diş hekiminiz, diş eti sağlığınızı kontrol edebilir ve erken teşhis sağlayabilir.
Sağlıklı Beslenme:
Vitamin ve mineral açısından zengin bir diyet, diş eti sağlığını destekler. Özellikle C vitamini, diş eti sağlığı için faydalıdır.
Sonuç
Diş eti hastalıkları, erken teşhis edilmediğinde ciddi sorunlara yol açabilir. Yukarıda belirtilen belirtilere dikkat ederek ve düzenli ağız hijyeni alışkanlıkları geliştirerek diş eti sağlığınızı koruyabilirsiniz. Unutmayın, sağlıklı diş etleri sağlıklı dişlerin temelidir! Sağlıklı günler dilerim.
Diş taşı, tükürükte bulunan minerallerin ağıza giren besin maddeleriyle birleşerek diş yüzeyinde birikmesiyle oluşur. Temizlenmediği takdirde diş taşı kök yüzeyine ilerleyebilir, bu da diş eti çekilmesine ve çene kemiğinde yıkıma yol açabilir. Bu nedenle düzenli bir diş fırçalama rutini ile plağın diş yüzeyinden uzaklaştırılması gereklidir; aksi takdirde halk dilinde diş taşı olarak bilinen dental calculusa dönüşür. Diş taşı oluşumunun önüne geçmek için düzenli olarak diş hekimi muayenesine gidilmeli ve diş taşı temizliği yapılmalıdır.
Diş taşı temizliği, diş yüzeyinde biriken tartarın el aletleri ve ultrasonik cihazlarla kaldırılması işlemidir. Oluşmuş diş taşları fırçalama ile giderilemez, bu yüzden diş hekimlerince uygulanan profesyonel bir temizlik gereklidir. Hastanın ihtiyacına göre belirli periyotlarla, genellikle 3 veya 6 ayda bir tekrarlanması önerilir. Aksi takdirde ağız kokusu, diş eti çekilmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilir.
Diş Taşı Temizliği Hakkında Yanlış Bilinenler:
Mine Aşınması:
Yanlış bilgi, diş taşı temizliğinin mineyi aşındırdığı ve çizdiği yönündedir. Doğru bilgi ise, kullanılan aletlerin yalnızca diş yüzeyindeki taşları kaldıracak kuvvete sahip olduğu ve bu işlem sırasında diş yapısının korunduğudur. Doğru bir diş taşı temizliği, dişlerinize zarar vermez.
Diş Eti Çekilmesi:
Yanlış bilgi, diş taşı temizliğinin diş eti çekilmesine yol açtığı yönündedir. Doğru bilgi ise, diş taşlarının bulundukları bölgede ilerleme eğiliminde olduğudur; bu durum diş etinde çekilmelere yol açabilir. Diş taşı temizliği öncesinde diş eti çekilmesi başlamış olabilir, ancak diş taşları temizlendikten sonra bu durum daha belirgin hale gelir ve bu çekilmenin diş taşı temizliğinden kaynaklandığı düşünülür. Ancak asıl neden, diş taşlarının birikmesidir.
Dişlerde Sallanma:
Yanlış bilgi, diş taşı temizliğinden sonra dişlerde sallanma oluştuğu yönündedir. Doğru bilgi ise, diş taşları temizlenmediğinde diş etlerinde çekilmeye ve daha ciddi durumlarda kemik erimesine yol açabileceğidir. Bu da dişlerin destek aldığı dokuları zayıflatır. Diş taşları temizlendikten sonra bu durum daha görünür hale gelir. Dişlerdeki sallanma, diş taşı temizliğinin ihmal edilmesinden kaynaklanır.
Hassasiyet:
Yanlış bilgi, diş taşı temizliği sonrasında diş etlerinde hissedilen hassasiyetin anormal olduğudur. Doğru bilgi ise, derinlere yerleşmiş diş taşlarının temizlenmesiyle boşluk hissi oluşabilir ve bu hassasiyet yaratabilir. Bu durum, diş etinin kendini yenilemesiyle birlikte zamanla geçer.
Diş Taşı Oluşumunu Engellemek İçin Öneriler:
Günde en az 2 defa doğru teknikle dişleri fırçalamak,
Çok sert olmayan bir diş fırçası kullanmak,
Elektrikli diş fırçaları ve ağız duşlarından yararlanmak,
Diş ipi kullanmayı ihmal etmemek,
Şekerli gıdalar tükettikten hemen sonra dişleri fırçalamak veya su ile çalkalamak,
Asitli içecekleri tüketirken pipet kullanmak,
Sigara kullanımından kaçınmak,
Düzenli olarak diş hekimi ziyareti gerçekleştirmek.
Düzenli bakım ve temizlik alışkanlıkları ile sağlıklı bir ağız yapısını koruyabilir ve diş taşı oluşumunu en aza indirebilirsiniz.
Diş sağlığı, genel sağlığımızın önemli bir parçasıdır. Diş eti hastalıkları, erken fark edilip tedavi edilmezse diş kaybına kadar gidebilen ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle erken belirtileri tanımak büyük önem taşır. Peki, diş eti hastalıklarının erken belirtileri nelerdir ve nelere dikkat etmeliyiz?
Diş Eti Kanamaları
Sağlıklı diş etleri, fırçalama veya diş ipi kullanma sırasında kanamaz. Ancak
Gingivitisgibi erken evre diş eti hastalıklarında diş eti kanamaları yaygındır. Bu kanamaların süreklilik kazanması hastalığın ilerlediğinin habercisi olabilir. Diş eti kanamalarını hafife almak, daha ciddi sorunlara yol açabilir.
Diş Eti Kızarıklığı ve Şişlik
Sağlıklı diş etleri pembe renktedir. Hastalık durumunda ise diş etleri kırmızı, şiş ve hassas hale gelir. Bu şişkinlik, iltihaplanma ve bakteriyel birikimle doğrudan ilişkili olabilir. Diş eti hastalıklarının bu erken belirtisi genellikle diş etlerinin iltihaplandığının bir göstergesidir.
Diş Etlerinde Hassasiyet ve Ağrı
Diş eti hastalıklarında, yemek yerken veya diş fırçalarken diş etlerinde hassasiyet ve hafif ağrı hissedilebilir. Özellikle sıcak, soğuk ya da tatlı yiyecekler tüketildiğinde artan hassasiyet ve ağrı, altta yatan bir sorunun belirtisi olabilir.
Sürekli Ağız Kokusu
Ağız kokusu (halitozis), diş eti hastalıklarının yaygın belirtilerinden biridir. Diş etlerinde biriken plak ve bakteriler, zamanla iltihaplanmalara ve kötü bir koku oluşmasına neden olabilir. Bu durum, yeterli ağız hijyenine dikkat edilmediği takdirde daha da kötüleşebilir.
Diş Eti Çekilmesi
Diş etlerinin diş köklerinden uzaklaşması, diş eti çekilmesine neden olur. Bu durum diş hassasiyetini artırabilir ve ilerleyen evrelerde diş kaybına kadar varan ciddi sorunlara yol açabilir. İleri aşamalarda diş kökleri açığa çıkabilir ve bu da hem estetik kaygılara hem de fonksiyonel problemlere neden olabilir.
Ne Yapmalı?
Diş eti hastalıklarının belirtilerini fark ettiğinizde zaman kaybetmeden diş hekimine başvurmalısınız. Buna ek olarak;
Günde en az iki kez dişlerinizi fırçalayın.
Diş ipi ve uygun ağız gargaraları kullanarak diş aralarını temizleyin.
Altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gidin.
Beslenmenize dikkat ederek şekerli ve asitli yiyecek/içecekleri sınırlandırın.
Sigara kullanımından kaçının; çünkü sigara, diş eti hastalıklarının ilerlemesine zemin hazırlar.
Unutmayın, erken teşhis ile diş eti hastalıklarının ilerlemesini önleyebilir ve diş sağlığınızı koruyabilirsiniz. Diş hekiminizin tavsiyelerini dikkate alarak sağlıklı ve gülüş dolu bir yaşam sürebilirsiniz.
Kliniğimizde, standart diş tedavilerinin yanı sıra en gelişmiş ve modern ağız ve diş sağlığı tedavileri de yapılmaktadır. Diş hekimliği alanında en son gelişmeleri takip etmekte, en kaliteli malzemeler ve en teknolojik ürünler ile hastalarımıza uzun yıllar boyunca ağız ve diş sağlığını devam ettirmelerini amaçlamaktayız.
Klinik olarak alanlarında uzman kadromuz ile tüm ağız ve diş sağlığı problemlerinizi, tedavi başarısını en üst düzeyde tutarak çözüme kavuşturuyoruz. Tüm tedavilerimizde en gelişmiş cihazları ve teknolojileri kullanıyoruz.